İnsanlık, dinler ve etkileri -İkinci Yazı
Paylaşan
Monday, October 1, 2018

 İnsanlık tarihine bakıldığında, bireyler ve medeniyetler hep tapınacak bir şeyler bulmuştur. Tanrıtanımaz olarak değerlendirilecek çok az topluluk vardır. İnsan hep yaratılışı için bir cevap aramış ve bunun peşinden koşmuştur. Ancak bu dinlerden çok azı bu zamana kadar ayakta kalmış ve devamlılığını sürdürebilmiştir. Şu an resmi kayıtlara göre dünyada en çok inananı olan din Hristiyanlık, daha sonrasında da İslamdır. Peki ya bu dinleri bu zamana getiren şey nedir? Daha önceki dinlerden ne farklı kılmıştır?

 

 

 Bu dinlerin tarihini din adamlarından dinleyecek olursanız, genellikle zor zamanlarda "indirildiği" ve çok fazla şeye çözüm bulduğunu söylerler. Bunlar yüzeysel olarak doğrudur, Arap yarım adasındaki cahillik dönemi bir gerçektir. Ancak bu sorunu İslam çözebilmiş midir? Şu an Arap yarım adasına baktığımız zaman yine en çok cehaletin ve savaşların olduğunu görüyoruz. Veya, Hristiyanlığın orta çağ Avrupa'sına bir şey kattığını söyleyebilir miyiz? Dinler zeki insanlar tarafından yaratıcının sözleri olarak insanlığa söylendi. Günümüze geldiğinde, tanrıtanımazlık veyahut din tanımazlığın çok büyük bir ivmeyle arttığını görüyoruz. Bunun sebebini ise ben kendimce bazı şeylere bağlıyorum. İnsanlık artık temel ihtiyaçlarını kendisinin yerine tamamlayacak teknolojik aletlere sahip ve düşünecek, kafa yoracak zamanı fazlasıyla oluyor. Modern dünyanın getirdiği soruları her yerde görebiliyor ve bilgiye ulaşması artık çok basitleşti.

 

 

 Genel olarak dinlere inanan insan çevresiyle konuştuğum zamanlarda aslında insanların sadece kulaktan kulağa geçen bilgilerle donandığını görüyorum. Kuran'dan bir ayet okuduğum zaman böyle bir şey olamaz gibi tepkiler alıyor, gerçekliğini de ispat edince çeviri hatası tarzı tepkiler alıyorum. Belki de bu yazıyı okuyan siz, bu insanlardan biri olabilirsiniz. Bunda hiçbir sorun yok, istediğiniz herhangi bir şeye inanabilirsiniz, ancak içinizdeki korku sizi cahil yerine koymamalı. Açık olmak gerekirse, benim tanrıya olan inanışımın geç bitmesinin sebeplerinden biri korkuydu. Aklımı sürekli karıştıran "ya varsa?" sorusuydu. Bu soru bilgisizliğin getirdiği bir sorudur. Eğer bu sorunun karşıtı olan "ya yoksa?" sorusunu araştırıp kendinizi bilgiyle doldurursanız aklınızdaki "ya varsa?" sorusu uçup gidecektir, buna emin olabilirsiniz. Yazımı din düşmanlığıyla veya ateizm propagandasıyla çevirmek istemiyorum, ancak başlık belli ve anlatmadan geçmek olmazdı.

 

 

 Dinlerin insan üstünde aşırı büyük etkileri vardır ve dogmatiktir. Din araştırılmayıp kulaktan dolma bilgilere inanmanın zararını sanırsam tüm ülke olarak çekiyoruz. Fethullah Gülen terör örgütünün devletin içine dini kullanarak nasıl sızdığı gözler önünde. Yine yukarıdaki tipteki insanlardan biriyseniz aklınızdan "Ancak bu insanların sorunu, dinin sorunu değil ki?" geçiyordur. Aslında tam olarak bu dinlerin dogmatik olmasından dolayı kaynaklıdır. Araştırmayı ve sorgulamayı öğrenmeyen bir insan, kolayca cemaatlerin eline geçebilir ve farkında olmayan onların kötü amellerine hizmet edebilir. Bu yazdığım basit bir örnekti, bunun gibi tarih boyunca yüzlerce olay gerçekleşmiştir. Dinler her inananı tarafından en az bir kez sorgulanmalı ve derin araştırmalar yapılmalıdır. Eğer araştırmalarınızın sonunda hala inanıyorsanız, pekala, bunda bir sorun yok. Bu da bir seçenek. Ancak bazı şeyler yavaş yavaş mantıksız gelmeye başladıysa, tebrikler. Bilimin ve aydınlığa bir adım attınız.

Paylaşan
Monday, October 1, 2018
Etiketler:
insanlık
Bu gönderi
0 puan
Puan ver
1 2 3 4 5

Beğen

Beğendin

Bildir

Sen bildirdin
Nedenler
İptal
0 yorum