BAŞKASININ ÖLÜMÜ
Paylaşan
Saturday, January 11, 2020

Kabristanın parmaklıklarından kabristana bakıyorum. Ruhumu parmaklıklara asmışım. Tanımadığım bir insanın cenazesi defnediliyor.

 

Yüreğime işleyen ses, müezzinin dudağından dökülen sala, bir türlü bitirilemeyen umutlar, insanın içine işleyen bir yalnızlık şarkısı...Bir bakıyorsun ki kabristana bir mezar daha kazılmış... Anlıyorsun her şey yalan, dünya boş... Gökkuşağının renkleri silinmiş; dünya delinmiş... Her şey boş, dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibaret. Hayatın anlamsızlığı gelip oturuyor içime. Bu arada caddenin dağdağasına kayıyor gözlerim.


Düşüncem saat sarkacı gibi gel gitlerde. Ey mevta bir gidiş gittin ki, dünya dönmüyor senin için, acılar katmerleşmiş ardında... Bir yabancı olarak bende oluşan duygu: Sabanın yerde bıraktığı iz gibi, kapanmayan bir yara derunumda... İçimde boyacı işliği duygular… Selvilerin kimsesizliğinde mezar taşı gölgelerini seyrederken hayatın neresinde durduğumu düşündüm… Nerdeyim? Senin gittiğin ve benim gitmeyi beklediğim yerdeyim.

 

Sadece güneş doğmaz sabahları, taze bir başlangıçtır her sabah. Ve her bahar yeniden bir diriliş… Bir gizdir hayat aslında; yaşadıkça sırrını çözmeye çalıştığımız. Katranlı kağıtla sırlanan ayna gibidir hayat. İşte şimdi o cam, o sırlı cam kırılmış, tuz buz olmuş… Deryada bir damla olduğumuzu anlamak için gözümüze bakan kabristan. Bir sırrı faş etmiş de aldırmadan geçip gidiyoruz. Ölümler hayatımıza hükmeden sahte tanrılarıda tuzla buz ediyor.

 

Aniden bir fırtına çıkar; gök gürler, şimşek çakar, sağnak yağmur başlar, ıslanırsınız. İşte öyle bir durumdayım. Dudaklarımda sona yaklaşmış bir şarkı, bir romanın hüzünlü sonu gibi bir duygu kaplamış içimi. Kalaylanan bakır kapların kalaya dönüşmesi gibi… Şimdi bu duyguların esiriyim. Cenaze alayına bakınca konser veren bir ünlünün salonda reverans yapmasıyla kopan alkış tufanı geldi aklıma. Sizi ayakta alkışlıyorlar... Evet öyle bir hayat yaşamalı ki, sizi ayakta alkışlamalı herkes.

 

Bir ara “benim burada ne işim var?” diye kendime sorar gibi oldum. Sonra kendime dönüp işte bu senin hikayen dedim. Evet bendim tabutun içinde. Bendim mezara konulan.

 

Hayatın künhünü düşünürken bir kabristanın yanıbaşında endişe ve hüzün sırtımı sıvazladı.

Niyazi Karabulut

Paylaşan
Saturday, January 11, 2020
Bu gönderi
0 puan
Puan ver
1 2 3 4 5

Beğen

Beğendin

Bildir

Sen bildirdin
Nedenler
İptal
0 yorum