İnsanlık, sevgi ve sonuçları. -Üçüncü yazı
Paylaşan
Friday, October 5, 2018

Sevgi insanın hissettiği en temel duygulardan biridir. İnsan hayatı boyunca çok fazla kişiyi sever, aşık olur, hoşlanır. Ancak her zaman yeni bir kişiye kürek çekecek kadar da vefasızdır. Aşkın /sevginin/ temelinde insanlığın doğası vardır. Aslında aşk diye hissedilen şey, çiftleşme dürtüsüdür. Peki ya, bu kadar basit bir kimyasal reaksiyon, neden bizleri bazen derin bir "çukura" sürükler? Bunun cevabını kendime hep sordum ancak hiçbir zaman tam bir cevap bulamadım. Ve bunu bilmeme rağmen defalarca kendimi çukuruma sürükledim. Sevgi denilen duygu için çok fazla tanım yaptım. Sherlock dizisindeki karakter için sadece kimyasal reaksiyon olan bu duygu, gerçekliğine döndüğünüz zaman bir fiyaskoya dönüşüyor. Hatta dizide de görülebilen şekilde, Sherlock karakteri bile bunları söylerken aslında aşık oluyor. Hayatta kim olduğunuzun bir önemi yok aslında, bir kişiye aşık olmadan bir hayat geçirmeniz neredeyse imkansız.

 

Sevgi benim için ikiye ayrılıyor. Hatta üç desek yeridir, ama şu an aşk hakkında konuştuğum için iki diyeceğim. Birincisi, kısa zamanlı. Nedir bu kısa zamanlı diyerek ayırdığım sevgi türü? Şudur ki, bir insanla uzun bir maziniz olmasa bile çok kısa bir sürede ondan hoşlandığınızı sanmanız. Ancak bunun temelinde çok fazla şey yatıyor. İlgi istemek, konuşacak birini istemek, sohbeti sevmek vesaire vesaire. Yani anladığınız üzere, kısa zamanda birine beslenen hisler benim için bu başlıkta. Aslında kişinin bir nevi dış görünüşüne ve biraz da sohbetine vuruluyor. Bunları gerçek sevgi olarak tanımlamıyor, kişinin kendisi için istediği kazanımlar olarak tanımlıyorum. İkincisi ise, uzun zamanlı. Birincisini anlattıktan sonra kafanızda oluşacağı gibi, bu sevgi türünde kişi kararlarından emin, karşıdaki kişiyle yeteri kadar zaman geçirmiş ve özelliklerine aşık olmuştur. Belki de saatlerini ona ayırıyor, yalnız kaldığı zaman onunla konuşmak istiyor ve hatta özlemiyle yanıp tutuşuyor. Ancak uzun zamanlı sevginin sorunları da budur. Karşıdaki kişiye eğer onu sevdiğinizi söylemezseniz, bu duygularınızın hepsi tek taraflı kalacak ve kendi kendinize kuruntular kurarak KENDİNİZİ çukura sürükleyeceksiniz. Evet, aslında insanı çukura sürükleyen sevgi değil, kendisidir. Aşık olarak tanımlayacağımız kişiler sevgisi için eğer sanatçı ruhu varsa şiir yazar, üzüntüye girer. Sanatçı kişiliği yoksa bile platonik aşkının karşısında kötü hisseder, huzursuzluğa boğulur. Sevgi bunları yapar, ancak bunu siz hazırlarsınız. Bazı beyinler olayları dramatize etmek için yer arar, açıkçası bunlardan biri de benim. Olayları dramatize etmeyi seviyorum çünkü şiir yazmayı seviyorum ve şiir yazmak için dramatize ettiğim olaylardan beslenmem lazım. Yukarıda kendimi defalarca çukura sürüklediğimi söyledim, ancak defalarca da çıkmayı başardım. Asla orada kalmadım. Hayatıma devam ettim, sevgimi bir anı haline getirdim. Bazılarını da buruşturup rafa kaldırdım. Sevgi böyle garip bir şeydir benim için. Zamanında şiirlerimde büyük övgülerle bahsettiğim kişi için, bir sonrakinde sövüp saymaktır. Ama, hepimizin böyle değil mi zaten? Gerçek aşıklara selam, kendinizi üzmeyin. Kimyasal reaksiyon olduğunu düşünerek kendinizi rahatlatabilirsiniz. Tabi bunu platonik insanlar için söylüyorum. Eğer bir süre sevdiğinizle beraber bir şeyler yaşadıysanız, eh. Hobi edinin, başka konularla uğraşın ve o çukurdan çıkın. Asla orada kalmayın.

 

Paylaşan
Friday, October 5, 2018
Etiketler:
insanlık
Bu gönderi
5 puan
Puan ver
1 2 3 4 5

Beğen

Beğendin

Bildir

Sen bildirdin
Nedenler
İptal
0 yorum