ZÜLKARNEYN ,SEBEBLERDE YOLCULUK
Paylaşan
Friday, November 8, 2019
İnsan Karanlığa teslim olunduğunda beyaz ışık görünürmüş.

Sıradan bir gece değildi. Harflerin ve sayıların gizemi uykuyu ber taraf etmişti.

Bazen bir olayda, bazen bir harfle, bazen duyduğu bir sözcükten etkilenir, insan.

İşte o vakit sıradan bir gün, bir saat değildir seni saran.
Kaderin kederi yaşaması, Sınırın kesiştiği, felek zamanı uyandırmasıydı.

Tahammülün bittiği an; Göğsünün sıkıştığı, kesik kesik nefes aldığın,
 boğazında düğümlenen sözcükler. Yükseliş basamağında, çöküşü hissetmekti. 
 
Yükselmek ve düşmek arası ince bir çizgi. O sınıra sen gitmedin, ondan sana izin çıkmıştır.
O vakit ruhun melikesi seni sarmıştır.
O süreçte, kendini ne kadar teslim edebildiğin. seni o ana getiren hareket ve duygulardır.

Kader, keder, felek kelime çemberi içinde harflerin dansında gizleniş devam ediyordu.

O anda Kefh süresi 18/84 ayetin sıcaklığı yüreğimi öyle sarmıştı ki, kuyu dibine çekilmiştim.

Mana yükünde;
Kur'an'ın 18' süre كهف  (kef, He, Fe) gaybi harflerdendir.Süre bu adı, içinde söz konusu edilen
 ve "mağara arkadaşları" demek olan "ashâb-ı kehf"den almıştı.

Onların yaşamları bizlere örnekti. İnançları uğruna kader, keder ve felek hikayesi içinde
 bizlerde vardık. Hangi mağara arkadaşımdaydım.

Varlığımızdaki (kader) كادر devr-i zaman olan devr-i Felek süreci Fıtratımızın
 üzerinde yaşadığımızdı.

Kaderde keder bağlantısı niçin vardı?
Felek, Sema aleminde talih, baht, taht diye adlandırılır. Bir çeşit oyun, cezada var ödülde.
Sevinç, acı, üzüntü, dert, sıkıntı, ıstırap, tasayı nasıl gördüğümüzdü.

Yaratılan sebeplere baş vurmadan, dertlenip tasalandığımız açıktı.
Görmeyi, bakmayı, okumayı, öğrenmeye çalışmadığımız belirgindi.
Dünya, evren, Alem, bunların bağlantı halinde olduğunu  öğrenmek istemediğimiz.

Rahmet varsa zahmetle olacaktı. Bizler neye talip dik.

Evvel ve ahir; zahir ve batın çemberin de nerede duruyorduk.

“İnnâ mekkennâ lehu fîl ardı ve âteynâhu min kulli şey’in sebebâ.”

إِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْأَرْضِ وَآتَيْنَاهُ مِن كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا

“Muhakkak ki Biz, onu yeryüzünde kuvvetlendirdik (destekledik). Ve ona sebep olan 
her-şeyden verdik.”

Ayet de geçen ;
Sebeba kelimesi سببا “vesile, kendisiyle hedefe varılan şey”,
semâ’ kelimesini de “gök” olarak değerlendirildiğinde, insan alemde diriliş, Sema dan inen 
rahmetler-dendir.

SİN ve BE harfi sebeplerin bağlantısıydı. "S" harfin gizemi gaybi sebepleri içine alırken,
"B" gizemi canlılık, ruh, yardımcı arayan bilgelikti. Başarı istiyorsak yardım şarttı.

İslami kaynaklarda bir çok tasvir ve kıssası olduğu bilinen Zülkarneyn sürede bir çok yerde 
ledün ilmi ile geçmekteydi. İki kanatlı anlamında. Sebepler, Sema ve yeryüzü ile bağlantı 
kurulmasını açıklıyordu.

Zülkarneyn’in büyük güç ve imkân sahibi kılınması kıssada “sebep” kelimesiyle 
ifade edilmişti. (Kehf 18/84).
“amaç ve arzuya ulaştıran ilim” diye açıklamıştır.

(Fahreddin er-Râzî,)
"Zülkarneyn’e verilen sebebin geniş anlamda akıl, ilim, irade, kuvvet, kudret, 
imkân gibi amaca ulaşmayı mümkün kılan her şeyi kapsadığını söylemektedir."

Sürede dört yerde geçen( sebeba).
"min külli şeyin sebeba;(84)
" Feetbe'a sebeba"(85)
"Sümme etbe'a sebeba"(89)
"Sümbe etbe'a sebeba" (92)
( dilediğine ulaşmak için her yolu kolaylaştırdık. O da bu yolu kullandı.
Sonra (zül-karneyn) diğer bir yolu kullandı."
Sonra (zül-karneyn) bir yolu daha kullandı.

İlim, hikmet, kudret Esma bileşimi, mertebesinin açığa çıkan, özel kuvve 
ile nimete kavuşmasıydı.

Sebepler tahtında bütünün parçalarını birleştirme. Kader-in açılımı keder ile felek
 çemberinde var olduğunu kabul etmekti.

Artısı ve eksisi ile geceden sabaha her doğuşta. Her ayın başı ve sonunda tekrar başlangıç
 örgüsü de ilmeği görmekle işleme ilişkiye geçişi sağlamaktı.
 
Başlangıcın içinde (son, sonra, sonuç) "SEBEB -SONUÇ "ilişkisinde 
her defasında yeni doğuşu yaşamaktı.


İsra süresi 17/84 ayet;
"Herkes kendi mizaç ve karakterine göre iş yapar." bizlere açıkça bildiriyor.

Hakikati mahiyet, Mahiyeti hakikat. (fıtratı mizac) 

"İbni Sina ,mahiyet (ma huve/hiye) kavramını, söz konusu şeyin ne olduğu,
 hakikati, onu olduğu hal üzere kılan gerçekliği olarak tanımlar."

Gerçek değerleri görebilmek, sebeplerin ucundaki güce inanmak, Fıtratı mizacı olduğu
gibi kabul etmekti. işte o vakit, zaman çemberinde halkaların düzenli işlevine hayran kalırsın.
 
"VÜCUDU SEVERSEN  YOK OL Kİ VÜCUD BULASIN ."
 
 Buraya kadar tüm soru ve cevaplar dan tek öğrendiğim;
Kur'an-ı Hakîm'in harfleri adedince şükrederek, 
Elhamdülillahi hazaminfadli Rabbi" niyazımızdır.

 
 
Paylaşan
Friday, November 8, 2019
Etiketler:
mahpare
Bu gönderi
0 puan
Puan ver
1 2 3 4 5

Beğen

Beğendin

Bildir

Sen bildirdin
Nedenler
İptal
0 yorum