Seni Sevmek
Paylaşan
Saturday, February 10, 2018

Necdet Adalı, Erdal Eren ve Abdurrahim Aksoy’a

Seni sevmek

Maden işçisinin nasırlı ellerinde

Ve Zonguldak karası gözlerinin derinliğinde

Yanan bir ateş…

 

Seni sevmek

Zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların

Terli emeğinin dehşet yorgunluğunda

Grizu patlaması kadar korkunç…

 

Seni sevmek

Bir parça öfke, bir parça hüzün

Sevişmek seninle bir parça ömür

Ve zorbaların kalesini başlarına yıkacak

Su verilmiş proleter bir bilinç…

 

Seni sevmek
Umudu kaldırıp karanlıklardan
Özgürce yatırmaktır aşkın koynuna…

 

İşkenceye yardım ve yataklık eden
ve ölümü her gün kışkırtıp duran 
kör karanlık bir hücrede 
Acımı dindiren bir gülüş
Ve bedenimi yakan bir ateş gibi 

Seni sevmek, sevebilmek
Ve seni ışıyabilmek sabaha kadar;

Güneşe koşanlarla el ele verip
Sevdaya dillenen şiirler yazmak
Ve grevlerde halay çekmek kadar güzel…

 

Seni sevmek
Yüreğimizde parçalanan 
Tahrip gücü yüksek bir dinamit
Ve söndürülemeyen bir yangın yeridir…


Samsun’da soğuk bir Şubat günü 
Seni sevmek, sevebilmek;
Karakolda öldürülen insan yanımız 
Yanan yüreğimizdir…
Karadeniz’in dinmeyen öfkesi
Yüreğimizi amansızca döven dalgaların sesi
Martıların avaz avaz çığlığı
Ve işkencede katledilen Abdurrahim Aksoy’un 
Kanatları kırılan yavru bir serçe gibi 
Beton zemine atılan çığlıksız bedenidir…

 

Dalından kopartılan çiçek
ve dudaklarımızdan gasp edilen bir gülüştür seni sevmek…

 

Seni sevmek
İçimizde yakılan bir kitap külüdür…
Uykusuz ve pusu atılmış militan gecelerde
Seni sevmek, sevebilmek;
Sokaklardaki faili devlet cinayetlerine
Karakollardaki kuşkulu ölümlere
Karanlık bir korkaklığa
Eylül’sü bir suskunluğa
Ve gece yarısı zoraki götürülmelere 
Meydan okumanın bir gülüşüdür…

 

Karanlık gecelerde aşkına sığındığım

Ve canımı emanet ettiğim bir düştür seni sevmek…

 

Seni sevmek
Göğün sonsuzluğuna uzanan zafer işaretlerimiz
“Faşizme karşı omuz omuza” yürüyüşler
ölüme meydan okunan direnişler
Gözaltılar, işkenceler
Polise karşı yüzümüzde beliren hınzırca bir gülüş
Ve masum bir çocuk sevincidir…

 

Bir ekmeği, bir gülü,  bir gülüşü

Bir kavgayı paylaşmaktır seni sevmek…

 

Seni sevmek
Zincire vurulmuş bileklerden 
Eylül damlayan bir parça kan
Sevişmek seninle bir parça zindan
Ve kilitli dudaklarda çiçeğe duran
Çırılçıplak bir bahar dalı…
Samsun’da coşkulu bir korsan miting
Ve soluksuz bir devrim koşusudur…

 

Seni sevmek

Kavganın ortasında ölüme gülmek

Emeğin özgürce boy attığı dünyaya

Özgürlüğe ve aşka

Kızgın bir namludan koşar adım fırlamak

Göz, gez ve arpacık kadar güzel…

 

Seni sevmek

Cellâdın korkak titrek ellerinde

Bir parça yağlı urgan

Sevişmek seninle bir parça gülüş

Ve yasaklanmış bir türküdür…

Yıkılası idam sehpalarında

Ölümün kapı eşiğinde hemen

Seni sevmek, sevebilmek;

Ölüme meydan okuyan bir gülüş

Ve devlet eliyle

Çocukluğu, düşleri ve gülüşleri derdest edilen

Ve ince kırık bir dal gibi darağacına asılan             

Erdal Eren kadar güzel…

 

Seni sevmek

Bir dost gülünün ağırdan yaraladığı

Pir Sultan Abdal…

Serez esnaf çarşısında yağmur

Zulme karşı yoksul bir isyan

“…ve yağmurda ıslanan

Yapraksız bir dalda sallanan…”

Şeyh Bedrettin’in çırılçıplak bedenidir…

 

Seni sevmek

Darağacında devlete kafa tutan üç yiğit fidan

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan

Ve “…asılacak bir adamın…” yerine getirilmeyen son arzusu

“…demli, sıcak, güzel bir çay…”

Ve “…Rodrigo’nun o ünlü Gitar konçertosu…”

Seni sevmek, sevebilmek;

Hiç pişmanlık duyulmadan yaşanan kısacık bir ömür

Yazılan son mektup

Arkadaşlara yollanan selam

Kavgadan erken ayrılmanın hüznü

Ve yaşamın sonsuz maviliğine

“Yaşasın halklarının kardeşliği” diye haykıran

Sevda ve devrim yüklü bir yürek

Yaşamımızın en devrimci, en güzel, en gülen yüzü

Necdet Adalı kadar güzel…

 

(8 Ekim 1989)

Paylaşan
Saturday, February 10, 2018
Bu gönderi
0 puan
Puan ver
1 2 3 4 5

Beğen

Beğendin

Bildir

Sen bildirdin
Nedenler
İptal
0 yorum