Dudaklarımda Helin Dolusu Gülüş
Paylaşan
Friday, November 9, 2018

10 Ekim 2015 Ankara gar patlamasında yaralıları taşırken yüreğimde devleşen kızım Helin’e…

 

İran’da idama götürülürken ve sanki sokakta çocuklarla el ele yürürmüşçesine idam sehpasına çıkan, elleri arkadan kelepçeliyken bile çocuklara, dünyaya ve yaşama gülerek el sallayan Majid kavousifar anısına…

 

Güneşinden…

Kızıl kıyamet açıp solan renginden

Doğuşundan/ batışından

Ve mavisinden gökyüzünün…

Denizinden

İçime vurup duran dalgaların

Ve martıların sesinden

Serin dağ rüzgârlarından

Yüreğimin yangınlarına düşen yağmur tanelerinden

Ve çılgın bir sel gibi akıp giden sularından nehirlerin

Bilmem, kaç bin ışık yılı önce

İnce bir dal gibi kopartıldım ben…

 

Suspus olmuş karanlığından

Gözlerime şavkı düşen ay ışığından

Ateş böcekleri gibi yanıp sönen yıldızlarından gökyüzünün

Ve en güzel renklerinden/ kokusundan çiçeklerin  

Ağaçlarından/ dallarından/ yaprakların yeşilinden

Şarkılarından

Türkülerinden

Ağıtlarından dünyanın…

Kahramanlarından, devlerinden, cücelerinden

Ve cadılarından masalların

Romanlarından, şiirlerinden

Sevincinden insanların

Ve bitmez tükenmez gülüşünden çocukların

Bilmem, kaç bin ışık yılı önce

İnce bir dal gibi kopartıldım ben…

 

Bilmem, kaç bin ışık yılı uzaklara sürgün edildim yine

Ve bilmem kaç bin ışık yılı sonra

Dünyaya açılan demir kapının ardından

“Hadi, git… Son kez olsun kucakla dünyayı ” diye seslendi cellât

“Hadi, git… Son kez olsun kucakla dünyayı ”

Ve -her gün çocuklaşan ellerimin içinde

Mavi bir bilye gibi döndürüp durduğum- dünyaya

Ayakbastım yeniden…

 

Bilemediler…

Bir nefes anı

Ve bir yürek mesafesi kadar yakındım oysa

Gittim -göğsümün kafesini parçalayan koskoca bir hasretle-

Yüreğinde sevda, yüreğinde barış

Dudaklarında gülüş taşıyan kızımı kucakladım

Öptüm… Yüreğinin ta! Orta yerinden

Avuçlarımın ortasında mavi bir bilye gibi dünya

Okşadım –incitmeye korkarak-

Damla damla sevinçler yağdırdım saçlarına

Nefessiz kalıncaya/ doyasıya

Kokladım durdum dünyanın en güzel çiçeğini

Boynumda yağlı urgan

Derinliğine dalıp gittim bakışlarının

Ve bilmem kaç bin ışık yılı sonra

El salladım…

Dudaklarımda Helin dolusu gülüş

“Seviyorum” dedim “seviyorum seni kızım”

Hoşça kal…

 

Yıkıldı darağaçları

Ve imkânsız bir masal anı gibi durdu zaman…

 

Savaş Karaduman

 

“Sen benim dünyam ve dünyanın bana armağan ettiği en güzel hediyesin…

Vazgeçilmezimsin…

Yüreğine, aklına, gülüşüne, gül yüzüne, kıvırcık saçlarına kurban olduğum…

Yüreğinde taşıdığın insan sevgisine, dünyanın barışına olan inancına

Ezilenlerin yanında saf tutuşuna, kavgana

Zulme karşı boyun eğmeyen asiliklerine ve isyanlarına

Özgürlük sevdana, aşkına ve gülüşüne sonsuz saygıyla… “

 

Baban…

Paylaşan
Friday, November 9, 2018
Etiketler:
hasret
gülüş
Bu gönderi
0 puan
Puan ver
1 2 3 4 5

Beğen

Beğendin

Bildir

Sen bildirdin
Nedenler
İptal
0 yorum