Bilinmeze Doğru
Paylaşan
Thursday, September 22, 2016

Geceyi yırtarak geldim buraya 
Mor dağların eteklerinde kaldı hüzünler 
Gri gökyüzü ve safran sarısı bir denizi bıraktım geride
Dönüş yok olamamalı da 
Kim ister ki baharda zemheriyi yaşamak son deminde

Kanatlandım bende kuşlarla
Uzak diyarlardan geldim
Zifiri karanlık bir geceyi bıraktım
Ve kandilsiz sokaklardan geçtim

Buz tutmuştu yürüdüğüm kaldırımlar
Menekşe kokusunu özledim
Meyvaya durmak üzereyken dallar
Bunca yıl kurusun diye mi bekledim

Hem sen nerden bileceksin ki
Irmaklar vardı su değil zehrini akıtan
Sabah doğmasını beklediğin güneş yok
Yok gök kubbeme baktığında 
Alabildiğine bir mavilik
Denizlerin de rengi solmuştu hani
Nedir bu tarifsizlik

Dağlar gördüm paramparça olmuş
Taş taş üstünde kalmamış
Bir olmaza bırakılmış her yer
Hiç birşeye zaman kalmamış
Yakılmış yıkılmış gelecekler
Bu neyin nesidir diyede soran olmamış

Bir ölüm sessizliğindeydi her yer
Buz gibiydi odamında dört duvarı
Isıtmıyordu üzerime örttüğüm battaniyem
Yansıyordu odamın duvarına titrek bir mum ışığından süzülen gölgem
Gelmez mi bahar açmazmı çiçekler derken rengarenk
Bir daha görecekmiyim acaba sabahı
Allah’ım kim küstürmüş olabilirdi doğayı

Sürgün edildim düşlerimden
Hiç sorgusuz sualsiz
İdama mahkum gibi öylesine çaresiz
Kasırgalar kopar bedenimde 
Gecede aynı gündüzde
Hep aynı dert hep aynısı her seferinde

Aslında bir umut vardı beklediğim
Keşke olsaydı keşke bir ümit verseydi
Yok olmazdım gecenin kör karanlığında
Hüzünlü yarınlara uyanmazdım dert şafaklarında
Sendin ey sevgili sendin en sevgili
Bana çare olacak yok zamanımda

Artık çok geç biliyorum 
Durup durup hep kendime soruyorum
Keşke gelseydi keşke olsaydı diye
Keşkelerde çare değil biliyorum
Ben yine kendimden habersiz 
Bir olmazın içinde yoksa başkdünyalarımı mı yıkmaya gidiyorum

Sedat Kesim

Paylaşan
Thursday, September 22, 2016
Etiketler:
hayat
Bu gönderi
10 puan
Puan ver
1 2 3 4 5

Beğen

Beğendin

Bildir

Sen bildirdin
Nedenler
İptal
0 yorum