Sarap Lekesi
Paylaşan
Friday, October 5, 2018

Şarap lekesi...

Elini hafifçe kaldırdı, gözleri
parmağında ki yüzüğe takıldı, o tüm
kadınların hayallerini süsleyen,
Paris'te özel yapılmış muhteşem
elmas yüzüğe.Çıkartıp diğer kıymetli
mücevherlerin içine bırakıverdi.
Gelişigüzel bir parfüm aldı. Sıktı
önce sol bileğine, sonra boynuna.. Bir
sizi hissetti boynunda, umursamadı.
Kuru temizlemeden gelen kıyafetleri
astı dolalaba tek tek. Yüzlerce
kıyafetin içinde en sevdiği,paletlerle
süslenmiş turkuaz renkli o elbise
yine gözüne takıldı. Hiç bir şey
çıkartamamıştı o koca şarap lekesini,
dolabın en arkasında ama gözden
çıkarılamayan o elbiseyi aldı ve
üzerine tuttu. Kendine en çok bu lekeli
elbiseyi neden yakıştırdığını düşündü..
Gülümseyişini yakaladı aynada,
gülümsemek te çok yakışıyordu..
*****
Yatak örtüsünün düz olmadığını fark
edince, ki simetri hastalığı çocukluktan
kalmaydı, hemen düzeltmek için
uzandı örtüye.. Sonra ani bir
vazgeçişle, atıverdi kendini yatağın
üzerine, önce bir damla sizi süzüldü
usulca, biliyordu devamındaki hıçkırık
nöbetlerini.. Pencereden süzülen
güneş tam da gözlerine vuruyordu..
Ve kendinden yıllardır bucak bucak
sakladığı, unutmaya çalışıp yok
saydığı o sahneler.. inadına güneşin
ışıkları içersinde gözlerinin
önüne seriliyordu işte.
Kapattı gözlerini, nafile ..
*****
Henüz 13 yasındaydı, tek katlı
gecekondularının önünde duran o
lux arabadan, tüm asaleti ile inen
o muhmesem kadın, hayran kalmıştı
saçının topuzundaki tokaya bile,
babacan bir adam indi ardından, gülen
gözleri güven verici, kadından daha
yaşlı olan adam.. Annesi saçını
okşuyordu, babası adam ve kadınla
konuşurken, Bir yandan saçını öpüp
okşuyor, bir yandan da " Yavrum bak
seni okutacaklar, çok güzel elbiselerin
olacak,kocaman bir evde yaşayacaksın,
biz sana iyi bir gelecek veremeyiz,
seni evlatları gibi koruyacak
ve sevecekler.. " İnanmıştı annesine,
Pekii annesi nasıl inanmıştı bunlara?
Yoksa o da mı bu oyunun içindeydi?
Yoksa, onun için mi son kez sarılırken,
hıçkırıklar içinde " Affet beni
yavrum" diye fısıldadı kulağına..
****
Bu muhteşem malikaneye ilk gelişi.
Bahçe kapısından içeri girerken
daha, çocukluğunu, heveslerini,
hayallerini, umutlarını bırakı
vermişti işte oracıkta.

İlkokul yılları çok çabuk ve başarılı
geçmişti, hatta sınıfın birincisiydi..
Orta okul bittiğinde, Mükemmele
yakın diplomasını koşa koşa Hanımına
getirdi, Neredeyse bütün evin temizlik
yükü, o minicik omuzlarındayken bile
ders çalışmaya vakit ayırabiliyordu."
Aferin" demişti ya Hanımı, yetmişti
işte.. Anlamıştı artık okul hayatının
bittiğini, bir hizmetçi, bir
besleme için çoktu bile !!
******
Hanımı evde yokken, ilk kez
anlamıştı evin büyük beyinin babacan
olmadığını, oysa bir baba şevkatı
sanıyordu daha önceki sevmelerini,
tehditlere boyun eğmeye zaten çoktan
alışmıştı.. Ama kabul etmeliydi,
evin küçük beyi daha zalimdi bu
konuda, daha çok acıtıyordu canını..

Arabanın sesini duyunca birden irkildi,
hemen kalktı ve düzeltti yatağı.
Kovasını ve toz bezini aldı tam
çıkarken odadan, dönüp bir baktı..
Boğazına bağladığı yemenisini düzeltti,
gizledi acısını. Aynaya bir daha baktı
Ne boynundaki izler, ne de yataktaki
gözyaşları görünüyordu.. Duvarlarda
ki çiğliklari ise hala çocukça...

Yazan: TILSIM ...

Paylaşan
Friday, October 5, 2018
Etiketler:
hikaye
tilsim
Bu gönderi
0 puan
Puan ver
1 2 3 4 5

Beğen

Beğendin

Bildir

Sen bildirdin
Nedenler
İptal
0 yorum